Reklam

DR. KADİR ÇETİN

DR. KADİR ÇETİN


FON KRİZİ VE “CERRAH TİTİZLİĞİYLE VAZİYET” Mİ DEDİNİZ?

Bugün Fon Krizi/Soygunu adı altında yaşananlar, aynı sorunun farklı yöntemlerle yeniden karşımıza çıktığını gösteriyor.


Bir gün tedbir, ertesi gün kaldırılan karar… Kamuoyunun cevabını beklediği sorular ve devlet yönetiminde güven meselesi!

Soygunun Adı Değişiyor, Faturası Hep Millete Çıkıyor!

Daha önce bu köşede yayımlanan “FON VURGUNU: BU KAÇINCI SOYGUN?” ve “DEVLETİ SOYAN SOYANA” başlıklı iki yazımda, 1980’lerden itibaren bankerlik ve özel finans kuruluşları ile milletin soyulduğuna dikkat çekmiştim. İmar ve Pamuk Bank başta olmak üzere yaklaşık 20 civarında batık bankanın kamu bankalarına devredilmesiyle ortaya çıkan zararların yine vatandaşın sırtına yüklendiğini hatırlatmıştım.

Bugün Fon Krizi/Soygunu adı altında yaşananlar, aynı sorunun farklı yöntemlerle yeniden karşımıza çıktığını gösteriyor.

O gün olduğu gibi bugün de iki temel sorunun cevabını arıyoruz:

  1. Vatandaşın alın teri ile kazandığı parasını kim koruyacak?

  2. İddialara konu olan milyarlarca dolarlık “Fon Soygununun" faturası kime çıkarılacak?

Daha önce de belirttiğimiz üzere kurumlar ve yöntemler değişiyor ama sonuç değişmiyor: Kazanç özel kesimde kalıyor, zarar kamuya yükleniyor, faturayı yine vatandaş ödüyor.

İktidarın küçümsemesine rağmen, “Fon Krizi/Soygunu” kapsamında 20 milyar dolarlık yatırımcı zararı ve Borsa İstanbul'da 170 milyar Doların üzerinde kayıp yaşandığı yönündeki iddialar, meselenin boyutunun büyüklüğünü gösteriyor. Bu iddiaların bütün yönleriyle araştırılması gerekiyor.

Ø  Başta Borsa İstanbul yönetimi olmak üzere SPK, MASAK, BDDK, DDK ve diğer ilgili kurumlar, görevlerini neden zamanında yerine getirmedi?

Ø  Denetim mekanizmaları bu kadar büyük kayıplar yaşanmadan önce neredeydi?

Üstelik mesele yalnızca soygun sistemini kuran, işleten ve denetimini yapmayanlardan ibaret değil. Üçüncü bir sorumluluk alanı daha var, yanlışlara göz yumana, gerekli denetimi yapmayanlara ve siyasi bağlantıları sayesinde hesap vermeyeceğini düşünenlere cesaret verenler. Bir başka ifadeyle meselenin yalnızca ekonomik değil, idari ve siyasi boyutu da sorgulanmalıdır.

Halen 117 kişinin tutuklandığı, bazı üst düzey bürokratların görevden alındığı biliniyor. Elbette tutuklama suçluluğun kesinleştiği anlamına gelmez. Ancak bu büyüklükteki soygun iddiaları karşısında sorumluların kimler olduğu ve denetim zincirinin nerede koptuğu mutlaka ortaya çıkarılmalıdır.

Bir de bir yerlere yakınlığına sığınarak, “Benim oğlumu tutuklayacak kişi daha anasından doğmadı” sözleri var. İnsan ister istemez soruyor, bu sözün sahibi “hukuk devletinde” bu cesareti nereden alıyor?

Sayın Şimşek Biliyordu da Denetim Mekanizmaları Neredeydi?

Hazine ve Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek'in, borsadaki manipülasyonlara (hile) aylar öncesinden dikkat çektiği biliniyor.

O zaman şu soruların cevabı verilmelidir:

Ø  Bakanın dikkat çektiği gelişmelere rağmen denetim kurumları neden zamanında harekete geçmedi/geçirilmedi?

Ø  Milyarlarca Dolarlık soygun nasıl ve niçin yaşandı?

Ø  Bu süreçten yararlananların listesi neden kamuoyuyla paylaşılmıyor?

Ø  İhmali veya sorumluluğu bulunanlar hakkında neden etkili idari ve hukuki işlemler yapılmıyor?

Ø  Sayın Şimşek, gelişmelerden aylar önce bilgi sahibi olduğuna göre, ilgili kurumları harekete geçirmek için neden daha erken adım atmadı/atılmadı?

MASAK'ın, Hazine ve Maliye Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösterdiği düşünüldüğünde, bu soruların cevabı daha da önem kazanıyor. Kamuoyu suçluyu ilan etmek değil, gerçeği öğrenmek istiyor.

Pasifik Holding: Bir Günde Ne Değişti?

Fon Soygunu tartışmalarına karışan AK Parti Genel Başkan Yardımcıları F.Betül Sayan KAYA (Fon örgütü üyeliğinden tutuklu) ve Nihat ZEYBEKÇİ’den sonra Milletvekili Asuman Erdoğan'ın eşinin sahibi olduğu Pasifik Holding'in gündeme gelmesi, meselenin siyasi boyutuna ilişkin tartışmaları öne çıkardı.

Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre, SPK açıklamasının ardından Holdingin üst düzey yöneticilerinin mal varlıklarına tedbir konuldu. Ancak aradan yalnızca bir gün geçtikten sonra tedbirin kaldırıldığı bildirildi.

İşte asıl sorgulanması gereken nokta burada başlıyor…

Ø  Bir gün önce tedbir kararına neden olan koşullar ertesi gün nasıl değişti?

Ø  İlk karar hangi somut bilgi ve belgelere dayanıyordu?

Ø  Bir gün içinde hangi yeni delil veya hukuki değerlendirme ortaya çıktı?

Ø  Tedbirin kaldırılması sürecinde hangi makamlar devreye girdi?

Ø  İki karar arasındaki gerekçe farkı neden kamuoyuna açıklanmadı?

Burada kimseyi peşinen suçlamak söz konusu değildir. Mal varlığına tedbir konulması suçluluğun kanıtı olmadığı gibi, tedbirin kaldırılması da tek başına usulsüzlük bulunmadığını göstermez. Ancak bir gün arayla değişen böylesine önemli kararların hukuki gerekçelerinin açıklanması gerekir.

Çünkü mesele yalnızca adı geçen şirket veya kişiler değildir. Mesele, finans piyasalarına, denetim kurumlarına ve hukuk sistemine duyulan güvendir

“Cerrah Titizliğiyle Vaziyet Etmek” Böyle mi Olur?

Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan, Fon Krizi'ne ilişkin değerlendirmesinde, “Biz bu meseleye bir cerrah titizliğiyle vaziyet ediyor, milletimizin çıkarını her türlü hesabın üzerinde tutuyoruz” dedi.

Güzel bir ifade… Ancak kamuoyunun sormaya hakkı var: Cerrah titizliğiyle yürütüldüğü söylenen bir süreçte, bir gün alınan karar ertesi gün nasıl değişir?

Hukuki süreçlerde yeni bilgi ve belgeler doğrultusunda kararların değiştirilmesi elbette mümkündür. Ancak böylesine önemli kararların gerekçeleri, yukarıda Pasifik Holding örneğinde sorulan soruların cevabı kamuoyundan gizlenemez.

Bu bağlamda, Cumhurbaşkanlığı Ekonomi Kurulu Üyesi Prof.Dr.Servet BAYINDIR’ın Fonculara İslami literatürün kavramı olan “İcazet” verildiği açıklaması da kafaları oldukça karıştırdı…

Diğer taraftan, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı (müstafi) Oktay Saral'ın, “Ucu nereye giderse gitsin, kime dokunursa dokunsun, gerçekler ortaya çıkarılmalı.” açıklaması da bu çerçevede değerlendirilmelidir.

Esasında bu cümlenin hukuk devletinde yeri yoktur. Zira hukuk devletinde adaletin kime dokunduğu değil, delillerin ne gösterdiği önemlidir. Hukuk devletinde hakim, şüphelinin zengin/fakir, güçlü/zayıf olarak kim olduğuna değil ne yaptığına ve dosyadaki kanıtlara bakar. Hiç kimse siyasi kimliği, makamı veya yakınlığı nedeniyle korunmaz/korunmamalı, aynı gerekçelerle hedef de alınmaz/alınmamalıdır.

Ayrıca, “Fon Soygunu” sürecinde İstanbul Borsası yönetiminde görev yapmış bir ismin, kendi görev dönemini de ilgilendiren gelişmeleri soruşturmakla görevlendirilmesi (DDK Başkanı) “cerrah titizliği” ile çelişmiyor mu? Soruşturmanın güvenilirliği kadar, tarafsızlığına ilişkin kamuoyu algısı da önemlidir.

İktidarın da Muhalefetin de Ölçüsü Hukuk Olmalı!

Muhalefetin yönettiği Belediyelerdeki usulsüzlük iddialarıyla merkezi yönetimde gündeme gelen finansal soygunun hukuki ve maddi boyutları farklı olabilir. Ancak temel ilke değişmez, kamu gücü, kişisel çıkar sağlama aracı olarak kullanılamaz…

Hukuk, siyasi aidiyete göre işlememelidir. Muhalefetin yönettiği belediyede de, iktidarın yönettiği bakanlıkta da aynı ölçü geçerli olmalıdır.

Bir zamanlar bir banka reklamında kullanılan, “Yok aslında birbirimizden farkımız ama biz Osmanlı Bankası'yız” sözünü mevcut siyasete uyarlarsak, ortaya şu ironik tablo çıkıyor, iktidar ve belediye yönetimlerindeki muhalefet için “Yok aslında birbirimizden farkımız; ama biz… Partisiyiz!”

Kamu gücünü kendi çıkarları için kullananlar hangi siyasi görüşten olursa olsun hesap vermelidir.

Tevfik Fikret'in yıllar önce yazdığı dizeler bugün de ne yazık ki güncelliğini koruyor:

“Yiyin efendiler yiyin, bu hân-ı iştihâ sizin,

Doyuncaya, tıksırıncaya, patlayıncaya kadar yiyin!”

Kamu kaynaklarından birileri yararlanırken bedelini toplumun geri kalanı ödüyorsa orada yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda bir adalet sorunu vardır.

Sonuç ve Değerlendirme

Fon Soygununda kamuoyunun beklentisi açıktır:

Ø  İddialara konu olan milyarlarca dolarlık soygun/kayıplar bütün yönleriyle aydınlatılmalıdır.

Ø  Denetim kurumlarının sorumlulukları ortaya çıkarılmalıdır.

Ø  İhmali veya dahli bulunan herkes hakkında, siyasi kimliğine bakılmaksızın hukuka uygun işlem yapılmalıdır.

Ø  Bu süreçte Adalet Bakanı’nın belirttiği “ÖRGÜT”ün yapısı, başkanı ve üyeleri açıklanmalıdır.

Bunları sormak kimseyi peşinen suçlu ilan etmek değildir. Tam tersine, masumiyet karinesini, hukukun üstünlüğünü ve kamu yönetimine duyulan güveni savunmaktır.

Devlet yönetiminde güven, “Milletin çıkarını her şeyin üzerinde tutuyoruz” demekle değil, bu sözün gereğini yerine getirmekle sağlanır.

Bir gün tedbir, ertesi gün kaldırılan karar… Ortada hukuka uygun bir gerekçe varsa, bunu kamuoyuna açıklamak neden zor olsun?

Cerrah titizliğiyle vaziyet ediliyorsa neşterin nerede, neden ve hangi gerekçeyle kullanıldığı da anlatılmalıdır.

Çünkü hukuk, güçlüye göre eğilip bükülen bir kural; kamu kaynakları da sahipsiz bir sofra değildir.

Peygamberimizin, “Kızım Fatıma da hırsızlık yapsa elini keserim.” hadisiyle ortaya koyduğu adalet ilkesini referans aldıklarını söyleyenlerin, konu kendi çevrelerine geldiğinde de aynı hassasiyeti göstermeleri gerekmez mi?

Adaletin terazisi herkese aynı tartmalıdır. Aksi hâlde ne devlet yönetimine güven kalır ne de hukuka inanç!

Kaynakça:

ParaAnaliz – Borsa İstanbul’daki kayıplara ilişkin analiz

Reklam
FON KRİZİ VE “CERRAH TİTİZLİĞİYLE VAZİYET” Mİ DEDİNİZ?

FON KRİZİ VE “CERRAH TİTİZLİĞİYLE VAZİYET” Mİ DEDİNİZ?

ARTIK YETER: KİMSENİN MECLİSİ GERMEYE HAKKI YOK!

DÜŞÜNEN VE ÜRETEN KAŞİF ÇOCUKLAR

12. MİLAS ZEYTİN, ZEYTİNYAĞI VE TURİZM FESTİVALİ BAŞLADI ZEYTİNİN BEREKETİ, MİLAS’IN TURİZMİYLE BULUŞTU

AYVALIK KADIN İNİSİYATİFİ’NDEN BAŞKAN MESUT ERGİN’E ZİYARET

BAŞKAN VEKİLİ PARLAK, HINIS SILDIZ KÖYÜ DERNEĞİ’NİN KETE GÜNÜ’NE KATILDI

HASAN MUTU’DAN, HAKAN BAHÇETEPE ÖZGÜRLÜK MESAJI

GAZİOSMANPAŞA BELEDİYE BAŞKANI HAKAN BAHÇETEPE EV HAPSİYLE TAHLİYE OLDU

ARNAVUTKÖY’DE İMAM HATİP OKULLARINDA CUMA BULUŞMALARI

BAYRAMPAŞA MECLİSİNDE GÜZEL KONUŞMALAR DA OLDU: ATATÜRK, ECEVİT VE ÖĞRETMENLER UNUTULMADI

06 11 2026 CUMA HUTBESİ: İBADET ; HAYIRLI CUMALAR

AKIL, BİLİM VE TOPLUMUN TEMELİ: LOGOS VE PNEUMA ÜZERİNE BİR İNCELEME

BAK EKİBİNE BAYRAMPAŞA KAYMAKAMLIĞI'NDAN TEŞEKKÜR BELGESİ

İETT’NİN 21. GARAJI BAŞAKŞEHİR’DE HİZMETE AÇILDI

SULTANGAZİ AVRUPA’NIN EN İYİ SPOR ŞEHRİ

BAŞKAN VEKİLİ CAFER PARLAK, DAYANIŞMA MUTFAĞI’NDA KADINLARLA BULUŞTU

ANTALYA KÜLTÜR YOLU FESTİVALİ’NDE SANATIN FARKLI RENKLERİ BULUŞTU

ESKİ BAKAN FATMA BETÜL SAYAN KAYA TUTUKLANDI

GAZETECİLİK NE BÜYÜK BİR SUÇ İŞLEMEKMİŞ

BAYRAMPAŞA İLÇE EMNİYET MÜDÜRÜ DEĞİŞTİ: AHMET EMRAH DONBAY ATANDI

Yazıyı Sesli Oku
Reklam
Reklam
Reklam

LİG TABLOSU

Takım O G M B Av P
1.GALATASARAY A.Ş. 10 8 1 1 11 25
2.AMED SPORTİF FAALİYETLER 10 7 1 2 14 23
3.TRABZONSPOR A.Ş. 10 7 2 1 16 22
4.KASIMPAŞA A.Ş. 11 5 1 5 6 20
5.BEŞİKTAŞ A.Ş. 10 6 3 1 8 19
6.FENERBAHÇE A.Ş. 10 5 4 1 14 16
7.ARCA ÇORUM FK 10 5 4 1 5 16
8.KOCAELİSPOR 10 5 4 1 2 16
9.GÖZTEPE A.Ş. 10 4 3 3 4 15
10.İSTANBUL BAŞAKŞEHİR FK 10 4 4 2 1 14
11.ERZURUMSPOR FK 10 4 4 2 -6 14
12.CORENDON ALANYASPOR 10 3 4 3 -7 12
13.ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. 10 3 5 2 -4 11
14.GENÇLERBİRLİĞİ 10 3 5 2 -6 11
15.TÜMOSAN KONYASPOR 10 2 6 2 -7 8
16.GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ A.Ş. 11 2 7 2 -10 8
17.SAMSUNSPOR A.Ş. 10 1 8 1 -16 4
18.EYÜPSPOR 10 1 9 0 -25 3