Türk siyasetinin son dönemdeki önemli simalarından, seçilmiş son başbakan Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu; kurucu lideri olduğu Gelecek Partisi'ni "Yarının Türkiye’si İçin" başlıklı bir deklarasyon yayınlayarak kapattı. Kapatma kararının gerekçesinde Türkiye’deki siyasi sistem, hukuk düzeni, ekonomik yapı, toplumsal kutuplaşma ve siyaset kurumundaki ahlak sorunları üzerinde duruldu ve şu ifadelere yer verildi:
“Kirlenmiş siyasi iklimin bir parçası olmamak amacıyla parti siyasetinden çekilme ve Gelecek Partisi’nin siyasi faaliyetlerini sonlandırma kararı almış bulunuyoruz.”
Karar, şu dört ana başlık üzerine oturtuldu:
- Bu, bir teslimiyet kararı değildir.
- Bu, ahlaki bir mesafe koyma kararıdır.
- Bu, siyasetten vazgeçiş değil; herkese siyaseti yeniden düşünme çağrısıdır.
- Bu, Türkiye mücadelesinden çekilmek değil; Türkiye’ye karşı sorumluluğumuzu günlük siyasi hesapların üzerine çıkarmaktır.
2028 seçimlerinin risklerinden bahsedilirken sürecin "rövanşist bir karşı iktidara" dönüşmesine dikkat çekildi:
- “Biz, bir otoriterliğin başka bir otoriterlikle; bir kayırmacılığın başka bir kayırmacılıkla, bir yolsuzluğun başka bir yolsuzlukla yer değiştirmesini değişim olarak görmüyoruz.”
Ardından partinin yeni döneme ilişkin temel yaklaşımı şu cümleyle özetlendi:
- “Türkiye’nin ihtiyacı rövanş değil adalet, tasfiye değil restorasyon, kutuplaşma değil toplumsal barıştır.”
Bu cümleleri Türk siyasetinde en çok ihtiyaç duyulan mesajlar olarak görmek gerekir. “Siyaset kirlenmekte, ahlaklı insanların siyasette kalmasının maliyeti her geçen gün artmakta ve milletimizin geleceğe ilişkin karamsarlığı derinleşmektedir” sözleri ise Türkiye’de siyasetin geldiği evreyi açıkça ifade ediyor.
AK Parti’de görev yaptığı dönemler için pusulalarının "ahlak, liyakat ve dürüstlük" olduğu belirtilerek, muhafazakâr siyasi geleneğin "yolsuzluklar, yasaklar ve yoksullukla" anılmasının önüne geçmek amacıyla demokrat muhafazakâr bir alternatif oluşturmak için harekete geçildiğinin altı çizildi. Ayrıca ehliyet ve liyakat ilkelerinden sapılmasının devletin kurumsal kapasitesini aşındırdığına dair yapılan vurgular da oldukça dikkat çekiciydi.
Deklarasyonda, “Ve biz, Yarının Türkiye’si kuruluncaya kadar düşünmeyi, konuşmayı, uyarmayı ve milletimiz için çalışmayı sürdüreceğiz” denilerek ittifak çalışmaları ve meclis grupları hakkında da bilgiler verildi.
Sorumluluk ve Eleştiriler Üzerine
Öncelikle böyle bir karar almaları, bu düşünceleri açıkça ortaya koymaları ve bundan sonra da bu fikirleri "Yarının Türkiye’si" için açıklamaya devam edeceklerini belirtmeleri nedeniyle kendilerini tebrik ediyorum. Gelecek Partisi kadrolarında yer alan pek çok isim değerli dostlarımızdır; onları da bu vakarlı duruşlarından dolayı kutluyorum. Bu süreçte ne kadar ağır saldırılara maruz kaldıklarına yakinen şahit olduk.
Tabii bir siyasi hareketi başlatmak ne kadar zor ise bitirmek de o kadar zordur. Bu bitişin bir son olmadığını, "bir teslimiyet kararı olmadığını" vurgulamak ve ahlaklı insanların siyasette kalma maliyetinin ağır olduğunun altını çizmek son derece önemlidir. Rahmetli Bilge Lider Aykut Edibali, "Siyaseti ya ibadet saflığıyla yapacaksın ya da hiç yapmayacaksın" demişti; Ahmet Davutoğlu şimdi aslında tam olarak bunu yapmış oldu.
Tabii ki Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu’na tebriklerimizin yanında, sorumluluğunun olduğuna dair eleştirilerimiz de olacak. Geçmişte bazı konularda iletişim kurarak görüş ve tavsiyelerimizi kendilerine aktarmıştık.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan olduğu 2014 yılında, irade göstermesi ve yetkilerini daha aktif kullanması yönünde bir çağrı olarak "İradeli Başbakan Ol Ahmet Davutoğlu" başlıklı bir yazı kaleme almıştım. 2015 yılı kasım seçimlerinde yüzde 49.5 oy almış bir başbakanın daha sağlam bir irade göstermesinin altını defalarca çizmiştim. Henüz o zaman bugünkü ne olduğu pek belli olmayan "Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi" yoktu. Kendisi, ülkenin kaosa sürüklenmemesi için sessiz ve kucaklayıcı bir çekilmeyi tercih ettiğini defalarca ifade etmiştir.
Ancak eğer o gün irade gösterip yetkilerini kullansaydı, partisinin büyükşehirlerindeki il başkanlıklarını ve icracı bakanlıkları ivedilikle değiştirseydi bazı şeyler çok farklı olabilirdi. Belki yine kendi ifadesiyle bir kaos yaşanırdı ama bu sistemin de önü tıkanabilirdi. Davutoğlu önceleri AK Parti’de içe yönelik çalışmalar yaptı; 54 maddelik deklarasyonunda temiz siyaset vurgusunda bulundu ve “Siyasi ahlakın temelini dokuyan ilkeler ve değerler konusunda söylemde ve eylemde yaşanan sapmalar, toplumsal vicdan ile buluşulmasını engelleyen en önemli bariyerdir” gibi çok önemli mesajlar verdi.
Ahmet Davutoğlu ile Konya dernekleri toplantılarında ve parti kurma çalışmalarında yakın temasımız oldu. Gerçekten Türk gençliği, Türk milleti ve temiz siyaset yolunda yol açıcı bir insan olan Bilge Lider Aykut Edibali’ye olan bakış açısı beni biraz uzaklaştırmıştı; fakat yine de temiz siyaset yapma gayret ve isteğinde olan ender simalardan biri olduğunu her daim dile getirmeye çalıştım.
10 Ocak 2023 tarihinde, seçimler öncesindeki altılı masa çalışmaları esnasında bizzat kendilerine bir mektup verdim. Mektupta, altılı masanın bir mutabakat masası olabileceğini, hatta katılımcı sayısının daha fazla olmasının fayda sağlayacağını ifade etmiştim. Fakat ittifakın farklı tabanlar arasında zor olacağını belirterek şu atıfta bulunmuştum: 91 Millî İttifakı'nı örnek alarak, gerçek bir ittifakın tabanı aynı görüşte olan partilerle olabileceğini söylemiştim.
Bunu o dönem "Ahmet Davutoğlu’na Açık Mektup" başlığıyla köşe yazısı olarak da kaleme almıştım:
“CHP, HDP hatta DEVA dışında masada olan İYİ Parti, Gelecek Partisi, Demokrat Parti, Saadet Partisi ve dışarıda olan Yeniden Refah Partisi, Millet Partisi gibi değerleri de yanınıza alarak 91 Ruhunu canlandırsanız büyük teveccüh alırsınız. Seçimlere daha çok var, bu ruh ülkemiz açısından önemli bir yol olacaktır. Millî ve manevi değerlere bağlı siyasi parti ve STK yapılanması içinde olan toplumsal değerlerin mutlaka bir araya gelerek manevi binayı birlikte yapması gerekir.”
Şu vurguyu da eklemiştim: “Eğer altılı masanın sermayesiyle HDP tabanlı bir iktidar olursa ve istemediğimiz bir yapılaşma oluşursa, vebali de üstünüzde olacaktır.”
Sonuç ve Beklentiler
Evet, gerek 2016 yılında tam olarak gösterilemeyen irade, gerekse 2023 seçimlerinde gelebilecek iktidarı ve yapılabilecek değişimi adeta altın tasta sunma noktasındaki eksiklikler birer vebaldir; ancak Ahmet Davutoğlu hâlâ önemli işlere imza atabilecek kapasiteye sahiptir.
Sonuç olarak deklarasyonun tamamı son derece kıymetli olup, her bir cümlesi bugün yapılması elzem olan hususları içermektedir. Kendisinin dürüstlüğüne ve öngörüsünün yüksekliğine şahidiz. Farklı sebeplerle geçmişte hayata geçiremediği adımları bundan sonra atması artık bir tercih değil, zaruri bir durum hâline gelmiştir.
Bilge Lider Aykut Edibali’nin "Son nefesime kadar anlatacağım" dediği "Millî Güçlerin Birleşmesi" projesi ve "Millî İttifak" çalışması, ülkemizin kurtuluşunun temelidir. Bir akademisyen, bir düşünür, bir fikir adamı ve siyasi tecrübeleriyle bu görev şimdi Ahmet Davutoğlu’nu beklemektedir.
Daha önce yazdığım gibi: “Silkelen, kendine gel Başbakan Ahmet Davutoğlu, biz seninleyiz, hak bizimle diyen bir kitle varken; şimdi zamanı gelmedi mi? Zamanı geldi, beklemek vebaldir!” Madem temiz ve ahlaklı bir siyaset istiyorsunuz, aldığınız bu karar çok doğrudur; siyaset partisiz de yapılır ve siz bu yolda öncü ve yol açıcı olabilirsiniz. Sizin gibi düşünen binler, hatta milyonlar var ve bunların geneliyle de zaten tanışıyorsunuz.














