ÜST MANŞET
TAKVİM YAŞI İLE BİYOLOJİK YAŞ AYNI ŞEYİ ANLATMIYOR
Ultra İşlenmiş Gıdaların Fazla Tüketimi Metabolik Sağlığı Etkileyebilir
Kronolojik yaş, kişinin doğumundan itibaren geçen süreyi ifade ederken biyolojik yaş; vücudun fizyolojik durumunu değerlendirmeye yönelik daha geniş bir kavramdır. Metabolik göstergeler, vücut kompozisyonu, inflamasyonla ilişkili belirteçler ve farklı hücresel mekanizmalar biyolojik yaşlanma araştırmalarında incelenebiliyor.
Uzm. Dr. Füsun Topçugil, “Aynı kronolojik yaştaki iki kişinin metabolik ve genel sağlık özellikleri birbirinden farklı olabilir. Bu nedenle genç olmak, sağlıklı yaşam alışkanlıklarını ertelemek için bir gerekçe olarak görülmemeli. Yaşamın erken dönemlerinden itibaren kazanılan alışkanlıklar, ilerleyen yıllardaki sağlık durumunun önemli belirleyicileri arasında yer alıyor” diyor.
Son dönemde yayımlanan araştırmalar da daha genç kuşaklarda bazı biyolojik yaşlanma göstergelerinin kronolojik yaşa kıyasla daha ileri olabileceğine işaret ediyor. Bununla birlikte biyolojik yaşlanma çok sayıda genetik, çevresel ve yaşam tarzıyla ilişkili etkenden etkilendiği için bu bulguların tek bir nedene bağlanmaması gerekiyor.
Ultra İşlenmiş Gıdaların Fazla Tüketimi Metabolik Sağlığı Etkileyebilir
Günlük yaşamın hızlanmasıyla birlikte hazır ve ultra işlenmiş gıdalar beslenmede daha fazla yer kaplayabilir. Paketli atıştırmalıklar, şekerli içecekler ve bazı hazır yemeklerin sık tüketilmesi; beslenme kalitesinin düşmesine, fazla enerji, şeker, tuz ve doymuş yağ alımına katkıda bulunabilir.
Geniş kapsamlı bilimsel değerlendirmeler, ultra işlenmiş gıda tüketiminin yüksek olduğu beslenme modelleri ile obezite, tip 2 diyabet ve çeşitli kardiyometabolik sağlık sorunları arasında ilişki bulunduğunu gösteriyor.
Sağlıklı yaşlanma yalnızca ileri yaşlarda düşünülmesi gereken bir konu değil. Sebze, meyve, tam tahıllar, baklagiller ve uygun protein kaynaklarının yer aldığı dengeli bir beslenme düzeninin genç yaşlardan itibaren sürdürülmesi genel ve metabolik sağlığın korunması açısından önem taşıyor.
Hareketsiz Geçen Saatler de Önemli
Masa başında çalışma, ulaşım alışkanlıkları ve ekran karşısında geçirilen sürenin artması günlük hareket miktarını azaltabiliyor. Uzun süreli hareketsiz yaşam; kilo artışı, insülin direnci ve kardiyometabolik sağlık açısından olumsuz sonuçlarla ilişkilendirilir.
Dünya Sağlık Örgütü yetişkinlere haftada en az 150-300 dakika orta yoğunlukta veya 75-150 dakika yüksek yoğunluklu aerobik fiziksel aktivite öneriyor. Bunun yanında uzun süre kesintisiz oturmanın azaltılması ve günlük yaşam içinde hareketin artırılması önem taşıyor.
Uzm. Dr. Topçugil, “Egzersizi yalnızca kilo vermek için yapılan bir aktivite olarak değerlendirmemek gerekiyor. Düzenli fiziksel aktivite kan şekeri kontrolünden kalp-damar sağlığına, kas ve kemik yapısının korunmasından genel iyilik hâline kadar pek çok alanda önem taşıyor” diyor.

Uyku Düzeni Genel Sağlığın Bir Parçası
Gece geç saatlere kadar ekran kullanımı, düzensiz çalışma saatleri ve değişken uyku alışkanlıkları özellikle genç yetişkinlerde uyku süresinin ve kalitesinin etkilenmesine neden olabiliyor. Uyku, metabolik düzenleme ve genel sağlık açısından önemli fizyolojik süreçlerden biri.
Uzm. Dr. Topçugil, “Uyku düzenini beslenme ve fiziksel aktiviteden bağımsız düşünmemek gerekir. Sürekli yetersiz veya düzensiz uyku; gün içerisindeki enerji düzeyinden iştah kontrolüne kadar pek çok sistemi etkileyebilir. Bu nedenle düzenli uyku da sağlıklı yaşamın temel bileşenlerinden biridir” şeklinde konuşuyor.
Sigara ve E-Sigara da Masum Değil
Sağlıklı yaşlanmayı etkileyen faktörlerden biri de tütün kullanımı. Geleneksel sigaranın yanı sıra özellikle gençler arasında yaygınlaşan elektronik sigaraların zararsız bir alternatif olarak görülmemesi gerekiyor. Nikotin içeren ürünler bağımlılık oluşturabilir ve farklı zararlı maddelere maruziyete neden olabilir.
Genç yaşta herhangi bir sağlık sorununun hissedilmemesi, tütün kullanımının vücutta etkisi olmadığı anlamına gelmez. Sağlığı korumada en önemli yaklaşımlardan biri sigara ve diğer tütün ürünlerinden uzak durmaktır.
Sağlıklı Yaşlanma Genç Yaşta Başlıyor
Biyolojik yaşlanmayı tek bir besin, alışkanlık veya çevresel etkene bağlamak mümkün değil. Genetik özelliklerin yanı sıra beslenme düzeni, fiziksel aktivite, uyku, tütün kullanımı ve kişinin genel sağlık durumu sürecin farklı bileşenlerini oluşturuyor.
Uzm. Dr. Füsun Topçugil, “Sağlıklı yaşlanmayı ileri yaşlarda başlanacak bir proje olarak değil, yaşam boyunca sürdürülen alışkanlıkların sonucu olarak değerlendirmek gerekir.
Dengeli beslenmek, düzenli hareket etmek, yeterli uykuya önem vermek ve tütün ürünlerinden uzak durmak genel sağlığın korunmasında temel adımlardır. Bunun yanında kan basıncı, kan şekeri, kan yağları ve vücut ağırlığı gibi sağlık göstergelerinin kişinin yaşı, aile öyküsü ve mevcut risk faktörleri doğrultusunda değerlendirilmesi önemlidir.” diyor.
Haber Editörü
Haber Merkezi
- EDİTÖR
- ÖZEL HABER/RÖPORTAJ
- BAYRAMPAŞA
- İSTANBUL











