BAYRAMPAŞA'YI ZEKİ DENİZLİ İLE KONUŞTUK
İSTANBUL'DAKİ SEL FELAKETİ CAN ALDI:
ERENKÖY CEMAATİNDEN UYARI: “TOPLUMSAL ÇÜRÜMEYİ KABULLENMİYORUZ!”
Erenköy Cemaati; “İnsan Kalmak İçin Bir Çağrı” başlığıyla yayınladığı bildiride fon krizini eleştirdi. “Çürümeye itirazımız var” dedi.
Kamuoyunda Erenköy cemaati olarak bilinen Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı, Türkiye'de son dönemde yaşanan gelişmelere ilişkin dikkat çekici bir açıklama yayımladı. Kuruluşunun 40. yılında “Toplumsal Çürümeyi Kabullenmiyoruz! İnsan Kalmak İçin Bir Çağrı” başlıklı iki sayfalık bildiri yayımlayan vakıf, toplumsal değerlerin aşındığını savunarak kamu kurumlarına, eğitim sistemine, medya kuruluşlarına ve siyaset dünyasına yönelik eleştirilerde bulundu.
"BU METİN BİR RİCA DEĞİL, BİR İKAZDIR!"
Toplumsal ve ahlaki erozyona karşı hazırlanan ve gelecek nesillerin korunmasını hedefleyen dikkat çekici bildiri yayımlandı. Metinde eğitimden medyaya, sanal kumardan yolsuzluklara kadar pek çok alanda acil önlem alınması gerektiği vurgulandı.
Toplumun temel değerlerinin tehlike altında olduğuna dikkat çekilen bildiride, yaşanan süreç bir ikaz olarak nitelendirildi. "Bize emanet edilen dil, din, mahremiyet, aile ve istikbal göz göre göre eriyor. Susanlar bu vebalin ortağıdır" ifadeleriyle başlayan metinde, yaşanan çürümenin boyutları gözler önüne serildi.
"UTANMA ÖLDÜ, KÖTÜLÜK ALKIŞLANIR OLDU"
Toplumsal çöküşün aşamalarına dikkat çekilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:
"Toplumlar bir günde yıkılmaz. Önce utanma ölür, sonra kötülüğün adı değişir, en sonunda kötülük alkışlanır. Biz bugün bu üç basamağın üçünü de aynı anda yaşıyoruz."
"TALİM VAR, TERBİYE YOK: OKULLARIMIZDA ÇOCUKLAR ÇOCUKLARI ÖLDÜRÜYOR"
Eğitim sistemindeki eksiklikler ve medyanın olumsuz etkilerine değinilen bildiride, sınavlardaki başarının insan olmanın önüne geçirildiği belirtildi:
- Ekran İstilası: Boş bırakılan kalpleri ekranların doldurduğu, gündüz kuşağı programlarının reyting uğruna aile kurumunu yok ettiği ifade edildi.
- Dizi Sektörü: Dizilerin sadakatsizliği, fuhşiyatı, mafyayı kahramanlaştırmayı ve şiddeti erdem gibi sunmayı alışkanlık haline getirdiği, tüm bunların reklam geliri bahanesiyle göz yumularak yapıldığı vurgulandı.
"ÇÜRÜME CÜZDANA DA SIÇRADI"
Maddi ve manevi alandaki tahribata işaret edilen açıklamada, helal-haram duyarlılığının kaybolduğu belirtilerek; uyuşturucunun "yaşam tarzı", sanal kumarın ise "fırsat" adı altında pazarlandığı ifade edildi. Mahremiyetin yok edildiği, bedenin metalaştırıldığı ve insanın sosyal medyadaki "beğeni" uğruna onurunu kaybettiği altı çizildi.
"EĞİTİM SADECE ZİHNİ DEĞİL, VİCDANI DA BESLEMELİDİR"
Eğitim anlayışının kökten değişmesi gerektiği savunulan bildiride, ahlak ve değerler eğitiminin müfredatın kenar notu değil, ana omurgası olması gerektiği kaydedildi. Ahlak eğitiminin sadece sınıflarda değil; öğretmenin tutumunda, okul yönetiminde ve sınavların adaletinde karşılık bulması gerektiği belirtildi.
"SANAL KUMAR VE BAĞIMLILIK REKLAMLARI BİR İHMAL DEĞİL, TERCİHTİR"
Denetim kurumlarının sorumluluklarına dikkat çekilen bölümde, yayıncı kuruluşlara kesilen cezaların yetersiz kaldığı ve adeta bir "ruhsat" işlevi gördüğü savunuldu. Sanal kumar ve bağımlılık reklamlarının hâlâ serbestçe dolaşmasının bir ihmal değil, bilinçli bir tercih olduğu vurgulandı.
"RÜŞVET VE YOLSUZLUĞA SUSAN AHLAK SÖYLEMİ İNANDIRICILIĞINI KAYBEDER"
Sadece zayıfın hatasını söyleyip güçlünün yanlışına susan anlayış eleştirilerek, yolsuzluk, torpil ve kul hakkı karşısında sessiz kalanların ahlaktan bahsetme hakkını kaybedeceği ifade edildi.
"25 YILLIK KAZANIMLAR ŞAHSİ HIRSLARA KURBAN EDİLEMEZ"
Türkiye’nin son çeyrek asırda önemli mesafeler katettiği ve çevre coğrafyalara ümit olduğu hatırlatılan bildiride; hiç kimsenin şahsi hırsı, menfaati ve sorumsuzluğunun bu tarihi yürüyüşün fedakâr neferlerine yük olmaması gerektiği vurgulandı.
ÇAĞRIMIZDIR!
Bildirinin nihai bölümünde acilen atılması gereken adımlar şu şekilde sıralandı:
- Tavizsiz Denetim: Çocukları, gençleri ve aileyi koruyan yayın denetimi derhal ve tavizsiz uygulanmalıdır.
- Tam Yasaklama: Kumar ve bağımlılık reklamları tamamen yasaklanmalıdır.
- Ulaşılabilir Destek: Aile danışmanlığı ve bağımlılık tedavisi her ailenin kolayca ulaşabileceği hâle getirilmelidir.
- Müfredat Reformu: Değerler eğitimi müfredatın omurgası yapılmalıdır.
- Topyatun Hesap Verme: Fon krizinden imara, kamu kurumlarından belediyelere, iş dünyasından sivil topluma kadar rüşvet ve yolsuzluğun suçluları ile sorumluları —kim olursa olsun— hesap vermelidir.
"TARİH, SUSMAYANLARI YAZACAK"
Metin, geleceğe sahip çıkma vurgusuyla son buldu:
"Tarih, çürümeyi görüp susanları da çürüyenlerle aynı sayfaya yazar. Çocuklarımızın neye alıştığı, yarın kim olacağımızı belirler. Haysiyetin incindiği, mahremiyetin satıldığı, şiddetin alkışlandığı yerde susmayacağız. İyiliği öğreteceğiz, yaşayacağız, yayacağız ve koruyacağız."
MÜSİAD'dan destek
Türkiye'nin gündemindeki fon skandalına ilişkin Erenköy cemaatiyle bağlantılı Aziz Mahmud Hüdayi Vakfından gelen sert açıklamaya, Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Yüksek İstişare Heyeti Başkanı Mahmut Asmalı da destek verdi.
Vakıf tarafından 13 Ekim'de yayımlanan “Toplumsal Çürümeyi Kabullenmiyoruz! İnsan Kalmak İçin Bir Çağrı” başlıklı bildiriyi X hesabında yeniden paylaşan Asmalı, açıklamanın içeriğine katıldığını belirtti.
TEM METİN
BU METİN BİR RİCA DEĞİL, BİR İKAZDIR.
Bize emanet edilen dil, din, mahremiyet, aile ve istikbal göz göre göre eriyor. Susanlar bu vebalin ortağıdır. Bu metin bir rica değil, bir ikazdır.
Toplumlar bir günde yıkılmaz. Önce utanma ölür, sonra kötülüğün adı değişir, en sonunda kötülük alkışlanır. Biz bugün bu üç basamağın üçünü de aynı anda yaşıyoruz.
Okullarımızda çocuklar çocukları öldürüyor. Sebep çoktur, ama en mühimi bellidir: Talim var, terbiye yok. Sınav kazanmak insan olmanın önüne geçiriliyor. Boş bırakılan kalpleri ekranlar dolduruyor. Gündüz kuşağı reyting uğruna aile kurumunu yok ediyor. Diziler sadakatsizliği ve fuhşiyatı teşvik ediyor, mafyayı kahraman, silahı itibar, zorbalığı erdem gibi sunuyor. Bunların hepsi herkesin gözü önünde, izinle, ruhsatla ve reklam geliri bahanesiyle yapılıyor.
Fon krizi, çürümenin cüzdana da sıçradığını ilan etti. Helali haramı ayırmadan “köşeyi dönmek” marifet oldu. Uyuşturucu “yaşam tarzı”, sanal kumar “fırsat” diye pazarlanıyor. Evlerin ocağı sönüyor, aileler borç ve utanç içinde dağılıyor. Mahremiyet perdeleri tek tek yırtılıyor, beden metaya çevriliyor, insan beğeni sayısı uğruna onurunu kaybediyor.
Bütün bunların ortak adı şudur: İnsan değersizleştiriliyor, kadim değerlerle bağı bilerek koparılıyor. Değerlerle bağı kalmayan insan orman kanununa tabi oluyor. Ama düşüş orada da durmuyor. Doymayan hırsı onu hayvanlardan daha aşağı bir hâle düşürüyor.
Biz, bunu kabullenmiyoruz.
Eğitim, sadece zihni değil kalbi, sadece beceriyi değil vicdanı da beslemelidir. Değer eğitimi müfredatın kenar notu değil, omurgasıdır. Ahlak eğitimi birkaç ders saatine ve ezberlenmiş öğütlere sığmaz. Öğretmenin tutumunda, okulun yönetiminde, sınavın adaletinde ve güçlü karşısında zayıfın nasıl korunduğunda karşılığını bulur.
Denetim kurumlarının elindeki yetki süs değildir. Çocukların zihnine lağım akıtan, aileleri tarumar eden yapımlara göz yuman her sessizlik, o yayının ortaklığıdır. Ceza kesip reklam gelirini yerinde bırakmak denetim değil ruhsattır. Çürütücü ve saptırıcı içerikler engellenmelidir. Reyting uğruna nesiller heba ediliyor. Bu ticaretin kârını hanesine yazanlar, bedelini millete ödetiyor.
Fon krizi bir kaza değil, denetimsizliğin, göz yummanın ve kayırmacılığın sonucudur. Suçlular ve sorumlular hesap vermeden kimse güvenden söz edemez.
Sanal kumar ve bağımlılık reklamları hâlâ serbestçe dolaşıyorsa, bu bir ihmal değil, tercihtir. Bu tercihin bedelini aileler ve nesiller ödüyor.
Sadece şikâyet eden, alternatif üretmeyen, güçlünün yanlışına susup sadece zayıfın hatasını dile getiren bir ahlak söylemi, inandırıcılığını kaybetmeye mahkumdur. Yolsuzluğa, torpile ve kul hakkına susan, ahlaktan bahsetme hakkını da kaybeder.
Türkiyemiz son çeyrek asırda pek çok alanda önemli mesafe katetti; bugün yakın coğrafyamızdan başlayarak tüm insanlığa ümit veren bir noktaya ulaştı. Bu kazanımların heba edilmesine, medeniyet köklerimizden güç alarak daha adil, daha huzurlu bir gelecek inşa etmeyi hedefleyen bu yürüyüşün sekteye uğratılmasına müsaade edemeyiz. Hiç kimsenin şahsi hırsı, menfaati ve sorumsuzluğu, bu yürüyüşün mimarlarının ve fedakâr neferlerinin sırtlarına yük, ayaklarına pranga olmamalıdır. O yüzden;
Çağrımızdır
Çocukları, gençleri ve aileyi koruyan yayın denetimi derhal ve tavizsiz uygulanmalıdır. Kumar ve bağımlılık reklamları tamamen yasaklanmalıdır. Aile danışmanlığı ve bağımlılık tedavisi her ailenin ulaşabileceği hâle getirilmelidir. Değerler eğitimi müfredatın omurgası yapılmalıdır. Fon krizinden imara, kamu kurumlarından belediyelere, iş dünyasından sivil topluma rüşvet ve yolsuzlukların suçluları ve sorumluları kim olursa olsun, hesap vermelidir.
Tarih, çürümeyi görüp susanları da çürüyenlerle aynı sayfaya yazar. Çocuklarımızın neye alıştığı, yarın kim olacağımızı belirler. Haysiyetin incindiği, mahremiyetin satıldığı, şiddetin alkışlandığı yerde susmayacağız. Bu ihtarı duymayanlar, yarın çocuklarımızın sorusuna cevap veremeyecek.
İyiliği öğreteceğiz, yaşayacağız, yayacağız ve koruyacağız. Geleceğimize hep birlikte sahip çıkacağız.
- EDİTÖR
- ÖZEL HABER/RÖPORTAJ
- BAYRAMPAŞA
- İSTANBUL












