Menü Bayrampasa Gercek Gazetecilik
MEHMET CEYLAN

MEHMET CEYLAN

Tarih: 12.10.2026 00:49

GAZETECİ NASIL YAPACAK: SORMADAN, SORGULAMADAN?

Facebook Twitter Linked-in

Yıllardır gazetecilik yapıyoruz ama bir süredir yeni bir suç tanımıyla tanışıyoruz. Yeni suç tanımı: “Halkı yanıltıcı bilgiyi yayma” suçu. Öyle bir şey ki; sorsanız, sorgulasanız, haber yapsanız “halkı yanıltıcı bilgiyi yayma” eylemi gerekçesiyle hakkınızda suç duyurusunda bulunuluyor.

Elbette sorgulamanın ve sormanın da bir kuralı olsun; habercilik yapacağız diye kimse tetikçilik yapmasın, iftira atmasın, hakaret etmesin. Ancak sorgulamanın, sormanın ve araştırmanın önü açık olmalıdır; bunlar olmadan habercilik yapılamaz.

Habercilikte şimdiye kadar uygulanan yöntem şuydu: Haberde yalan, iftira ve hakaret varsa önce haber tekzip edilir, ardından dava açılırdı. Dava sonucu da genel olarak tazminat cezası olurdu.

Gazetecilik bir meslektir; araştırmacı gazetecilik yapabilmek için mutlaka sorarak ve sorgulayarak hareket edilir. Sormadan, sorgulamadan araştırma yapmak ve haberleştirmek mümkün değildir. Eğer bazı iddialar varsa, bu iddiaları kaynaklarına sorarsınız; iddianın muhatapları açıklama yapar, gazeteci de bunu yayınlar ve kamuoyu gerçeği öğrenir.

Şimdi ise daha araştırma ve sorgulama aşamasında olan gazeteciler ya da şikâyetini dile getiren vatandaşlar, “Halkı yanıltıcı bilgiyi yayma” eyleminden dolayı gözaltına alınıyor, hatta tutuklanıyor.

Ceza Kanunumuzda daha önce böyle bir suç yoktu… “Halkı yanıltıcı bilgiyi yayma” eylemi, Ekim 2022’de TCK’nın 217. maddesine (A) fıkrası olarak eklendi. TCK 217/A maddesi şu şekildedir:

“Sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayan kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.” 

Bu yasa masum gibi görünse de ifade özgürlüğünü kısıtlayan bir yasadır. Bir esnaf “Siftah yapmadık” diyor, bir vatandaş “Geçinemiyoruz” diyor, bir emekli “Maaşım düşük” diyor, bir siyasetçi hükümeti eleştirip sorguluyor; sonuçta gözaltı, tutuklama, ev hapsi ya da en hafifiyle adli kontrol kararıyla karşılaşılabiliyor.

Bu yasayla ilgili AYM Üyesi Prof. Dr. Yusuf Şevki Hakyemez, muhalefet şerhinde şöyle diyordu:

“Sadece ‘gerçeğe aykırı bilgi’ ibaresi bile bu kuralın ifade özgürlüğü açısından belirsiz bir sınırlama getirmekte olduğunu ortaya koyma noktasında yeterli kabul edilebilir.”

Geriye dönüp baktığımızda, bu yasa kapsamında pek çok vatandaş ve gazeteci etkilendi. En son ülke gündeminde bomba etkisi yaratan ve iktidar ile muhalefetin tartıştığı fon krizi kapsamında, bir milletvekilinin soru sorması sonrası iki bakanın adının geçmesini tartışan gazetecilerin ikisi tutuklandı, ikisi ev hapsine çarptırıldı. Oysa durumun, birinde isim benzerliği, diğerinde ise fondaki kapsam farkından kaynaklandığı yapılan açıklamayla gün yüzüne çıktı. Olay sorgulandı, soruldu, açıklama yapıldı ve kamuoyu bilgilendirildi.

Yine geçtiğimiz günlerde bir gazeteci, bir bakanın değişebileceği tahmininde bulunduğu için tutuklandı ve hâlen tutuklu. Peki, bu “Halkı yanıltıcı bilgiyi yayma” suçu kime göre, neye göre belirleniyor?

Geçmiş dönemlerde gazeteci sorar, sorgular; muhatabı açıklama ve düzeltme hakkını kullanır ve olay kapanırdı. “İddia” diye bir kavram vardır. Bu kavram; kesin olmayan, kamuoyunda konuşulan ve sorgulanan durumları ifade etmek için habercilikte ve söylemlerde kullanılır. “İddia” kavramı da sorgulamanın ve sormanın doğasında olan bir kavramdır, suç sayılamaz. Eğer her sorgulamayı, sormayı ve iddiayı suç eylemi olarak görürseniz gazetecilik mesleği diye bir şey kalmaz. O zaman sorgulamasız gazetecilik kaldırılsın, sadece bültenciler ayakta kalsın!

Bugün yapılan şey, “Kimse iktidar kanadını sorgulamasın, iktidar kanadında kimse sorgulanmasın” demektir. Tabii ki sormak, sorgulamak ve eleştirmek adına kimse kimseye hakaret etmesin, iftira atmasın; ancak gazeteciler işini yapıcı bir şekilde yapsın, vatandaş da sorgulasın.

Eğer böyle bir uygulama yapılacaksa, aynı hassasiyetin muhalif kanat için de geçerli olması gerekir. Hükümete yakın gazeteler, operasyona tabi tutulan belediyeler hakkında sadece iddia olmasına rağmen bunları kesin gerçekmiş gibi yazıyor ve haberleştiriyorlar.

Bir toplumda demokrasi, fikir hürriyeti ve ifade özgürlüğü olmadan kalıcı ve kapsayıcı bir sistem kurulamaz. Tüm toplumu kapsayan adil bir sistemde, özellikle fikir hürriyeti ve ifade özgürlüğü mutlaka var olmalıdır.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —