Aile içinde en çok ihtiyaç duyduğumuz ama en az yaptığımız şeylerden biri gerçek anlamda dinlemek.
Birisi konuşurken telefonumuza bakıyorsak, televizyonu izlemeye devam ediyorsak, daha cümlesini tamamlamadan cevap hazırlıyorsak veya onun söylediklerini küçümsüyorsak aslında onu dinlemiyoruz.
Bazen karşımızdaki insanın ihtiyacı bir çözüm değildir.
Sadece anlaşılmak ister.
Bir çocuk okulda yaşadığı bir problemi anlatırken anne babasının hemen:
Oysa bazen:
Çünkü iletişimde bazen en güçlü cümle, “Seni anlıyorum” cümlesidir.
EŞLER ARASINDA İLETİŞİM NEDEN ZAMANLA AZALIYOR?
Birçok çift evliliklerinin ilk yıllarında saatlerce konuşabilir. Günün nasıl geçtiğini anlatırlar. Hayallerinden söz ederler. Birbirlerini merak ederler.
Sonra yıllar geçer. Konuşmalar azalır.
İletişim devam eder ama ilişkinin kendisi konuşulmamaya başlar. Gündelik hayatın sorumlulukları arttıkça eşler bazen birbirlerinin sevgilisi veya hayat arkadaşı olmaktan çok, aynı evin işlerini yöneten iki kişiye dönüşebilir.
Oysa eşler yalnızca evin ihtiyaçlarını değil, birbirlerinin iç dünyasını da merak etmelidir.
Bu soruların amacı sorgulamak değil, bağı canlı tutmaktır.
Çünkü bazı ilişkiler büyük kavgalarla değil, küçük sessizliklerle uzaklaşır.
Aile içinde kavga etmemek her zaman iyi iletişim olduğu anlamına gelmez. Bazı evlerde hiç tartışma yoktur ama herkes birbirinden uzaklaşmıştır. Küsülür, konuşulmaz. Sorunlar halının altına süpürülür.
Fakat konuşulmayan her sorun ortadan kalkmaz. Bazen sadece birikir. Ve yıllar sonra küçük bir olay, geçmişte biriktirilmiş onlarca kırgınlığın patlamasına neden olabilir.
Bu nedenle sağlıklı ailelerde amaç hiç tartışmamak değildir. Amaç, tartışırken birbirini yok etmemektir.
Öfkelendiğimizde hakaret etmemek, geçmişteki bütün hataları masaya koymamak, çocukların yanında birbirini küçük düşürmemek ve gerektiğinde konuşmaya ara verip sakinleştikten sonra yeniden iletişim kurmak önemlidir.
Aile içinde sık duyduğumuz bir cümle vardır: “Ben böyleyim.”
Bu cümle bazen kişiliğimizi kabul etmek gibi görünür. Ama ilişkiler açısından düşünüldüğünde oldukça tehlikelidir.
Çünkü “Ben böyleyim” dediğimiz anda değişim ihtimalini kapatabiliriz.
Oysa insan ilişkilerinde önemli olan sadece nasıl olduğumuz değil, karşımızdaki insana nasıl hissettirdiğimizdir. Eğer davranışımız eşimizi, çocuğumuzu veya ailemizdeki başka bir kişiyi sürekli incitiyorsa, “Ben böyleyim” demek sorunu çözmez.
Belki de bazen kendimize şu soruyu sormamız gerekiyor:
“Benim haklı olduğumu düşündüğüm bu davranış, sevdiğim insan üzerinde nasıl bir iz bırakıyor?”