Menü Bayrampaşa Gündem Gerçek Gazetecilik, Doğrudan yana taraf gazete
HATİCE GÖK

HATİCE GÖK

Tarih: 02.08.2026 19:48

80’Lİ YAŞ ALAMAYANLAR

Facebook Twitter Linked-in

Hiç olmamış veyahut çoktandır fazlaca olmuş gibiyim. Annemi hiç tanımamış veyahut çok severken yitirmiş kadar bedbaht, savaşın ortasında kurtulmuş ama evladımın uzuvları elime verilmiş kadar çaresizim. Otuz yıllık hayat arkadaşımca kandırılmış veyahut rahimden sonrasından gayrısında yapayalnızlığın pençesinde can çekişmedeyim, çekişmekteyiz.

Umut etmeyi, herhangi birinden, bir şeyden beklentisiz yaşamayı öğrenmek zorunda bırakıldım, bırakıldık. Uzun süredir içimden bağıra bağıra haykırmalarıma rağmen yazamamam bundan; çığlıkların, yazmaların, ağlamaların, yalvarmaların, saldırmaların çaresiz kalışlarından. Bana göre yazmak sadece yazmak değil çünkü. Türkiye’de ortalama ömür 75 yıl. Zamansa hızlı geçtiği gibi geri alınamıyor, yani şansın yok başka. Sessiz ve akışkan bir yolculukla gidiyorsun; bir yandan kalmak için kimseye, herhangi bir neüydüği belirsiz kurum tarafından garanti verilmemesi katti iken ne oluyoruz? Yaşanılmaz, nefes alınmaz, yenilmez, içilmez, üremeye değmez, okumaya değmez, sevmeye değmez, güvenmeye değmez, çalışmaya değmez, yaşamaya değmez hale getiriyoruz gezegeni.

Sen kimsin de senden binlerce sene önce, medeniyet dediğin canavar hortlamadan dağları ormanları yaşanılır hale getiren insan türünün yaptığının en basitini yapamıyor, üzerine yakıyor, kesiyor, öldürüyor, at gözlükleri takıyorsun? İnanışları yorumlayıp inançlarını, üretimi yorumlayıp kazançları, eğitimi yorumlayıp dimağları, fikirleri yorumlayıp sorgulayıp hapis etme tehdidi ile düşünmeyi dahi kısıtlıyor, yorumluyor, menfaatleştiriyorsun. Burası için değil sadece bu sözler, her yer için; bu karanlık boşlukta dönen öncesi, sonrası, daha sonrası için, ne bilimsel ne dinsel izahı tam yapılamayan gezegendeki tüm sözde iktidarlar için.

Bizim için denilmesi gereken, denmese olamayacak olan, dermişin demezmişin, desen demesen gönlü razı edemeyeceğin sözlerde ise başı “AH” çeker. Ben değil, çoğumuz gibi kendi geleceğini geçip evlatlarının geleceği için ah çekenlerin ahları çeker başı. Bir vefat sonrası alışma evresi gibi evrelendirildik. İnanamadık, kızdık, sloganlaştırdık; aç kaldık, grevleştirdik; yazdık, bağırdık. İntikam ateşinin odunları gibi istiflenmişiz, farkında değildik. Şimdi alışma evresi olmasından korkuyoruz; kızgınlığımın efsane bir üzüntüye ve mutsuzluğa dönüşmesi bundan.

Son raddede neredeyiz? Kızgınlık, nefret ve hüzün karışımı bir karabüyüye maruz kalmış, umut timsali, Türkiye ve dünya tarihinin en keskin kültürel, siyasi ve teknolojik dönüşüm süreçlerinden birini bizzat göğüsleyen özel bir kuşak olarak tüm bu hezeyanlara rağmen ne diyoruz:

"Biz 80’leriz; jetonumuz hiç bitmez!"


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —