Günümüzde birçok kişi yalnızca bilgi edinmek için değil; kaygılarını paylaşmak, ilişki sorunları hakkında düşünmek, yaşadığı olayları değerlendirmek veya kendisini daha iyi hissetmek amacıyla yapay zekâ destekli sohbet uygulamalarına başvuruyor. Bu durum “Yapay zekâ ile dertleşmek psikolojik ihtiyaçlarımızı karşılar mı?” sorusunu da gündeme taşıdı. İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi’nden Uzm. Kln. Psikolog Nadide Demiral, yapay zekânın ruh sağlığı alanında destekleyici bir araç olabileceğini ancak profesyonel psikolojik desteğin ve insan ilişkilerinin yerini tutamayacağını söylüyor.
Duyguları Yazıya Dökmek Psikolojik Farkındalığı Destekleyebilir
Uzm. Kln. Psikolog Demiral, psikoloji perspektifinden değerlendirdiğinde, yapay zekânın bazı psikolojik ihtiyaçların karşılanmasına yardımcı olabileceğini belirtiyor. Özellikle kolay ulaşılabilir olması, kişilerin düşüncelerini yargılanma kaygısı yaşamadan ifade edebilmesine olanak sağlayabiliyor. Duyguları yazıya dökmek, yaşanan olayları farklı açılardan değerlendirmek ve kişinin kendi düşüncelerini daha sistemli biçimde ele alması, psikolojik farkındalığı destekleyebilen yöntemler arasında. Bu nedenle yapay zekâ ile yapılan yazışmalar, bazı kişiler için kısa süreli rahatlama sağlayabiliyor ve düşüncelerini organize etmelerine yardımcı olabiliyor.
2024 ve 2025 yıllarında yayımlanan bazı araştırmalarda, yapay zekâ destekli sohbet uygulamalarını kullanan kişilerde yalnızlık hissinde azalma, duygu düzenlemede geçici iyileşme ve stres düzeylerinde kısa süreli düşüş bildirildi. Ancak mevcut bilimsel bulgular, bu etkilerin kalıcı bir psikolojik iyilik hali sağladığını göstermiyor. Uzm. Kln. Psikolog Demiral’a göre yapay zekânın ruh sağlığı alanındaki potansiyeli yalnızca destek sunmasıyla sınırlı değil. Büyük dil modellerinin korku, kaygı, öfke ve üzüntüyle ilişkili bazı düşünce
ve davranış örüntülerini modelleyebilmesi, insan psikolojisinin belirli süreçlerinin daha kontrollü ve tekrarlanabilir biçimde araştırılmasına da olanak sağlayabilir. İnsan üzerinde yürütülmesi etik açıdan mümkün olmayan bazı deneylerin yapay sistemler üzerinden modellenmesi, psikopatolojideki mekanizmaların anlaşılmasına katkı sunabilecek yeni bir araştırma alanı oluşturuyor. Ancak yapay zekânın bir duyguyu modelleyebilmesi, o duyguyu gerçekten yaşadığı anlamına gelmiyor. İnsanlarda kaygı ve üzüntü; geçmiş yaşantılar, ilişkiler, bedensel deneyimler ve olaylara yüklenen anlamlarla birlikte şekilleniyor.
Uzm. Kln. Psikolog Demiral, yapay zekânın bir terapistin yerini alamayacağını vurgulayarak, psikoterapinin yalnızca bilgi ve tavsiye vermekten ibaret olmadığının altını çiziyor ve şunları söylüyor: “Terapötik ilişkinin temelinde güven, empati, anlaşılma ve koşulsuz kabul bulunuyor. Yapay zekâ empati kuruyormuş gibi görünen yanıtlar üretebilse de gerçek anlamda duygular yaşamıyor; ayrıca beden dili, ses tonu ve diğer sözel olmayan iletişim unsurlarını bir terapistin değerlendirdiği biçimde ele alamıyor. Bu nedenle bilim dünyasına göre yapay zekânın ruh sağlığı alanında en sağlıklı kullanımı, profesyonel desteğin yerine geçmesi değil; gerektiğinde bu desteği tamamlayan bir araç olarak konumlanmasıdır.”