Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, İtalya Kültür Bakanı Alessandro Giuli ile Pamukkale’de bir araya gelerek iki ülkenin kültürel miras alanındaki ortak çalışmalarını değerlendirdi. Görüşmenin ardından Hierapolis’te düzenlenen 17. İtalyan Arkeoloji Misyonları Sempozyumu’na katılan Ersoy, Kolezyum’daki Göbeklitepe sergisinin yaklaşık 6 milyon ziyaretçiye ulaştığını belirtti. Ersoy, Efes ile Pompei arasında bilimsel ve kültürel iş birliği için diyalog başlattıklarını, Elaiussa Sebaste’deki ortak projeyi ise 2027’de hayata geçirmeyi hedeflediklerini söyledi.
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Pamukkale’de İtalya Kültür Bakanı Alessandro Giuli ile heyetler arası görüşme gerçekleştirdi.
Görüşmede Bakan Giuli’nin yanı sıra İtalya Büyükelçisi Giuseppe Manzo, Denizli Valisi Yavuz Selim Köşger, AK Parti Denizli İl Başkanı Muhammed Subaşıoğlu, İl Kültür ve Turizm Müdürü Nail Uyar ve ilgili birimlerin temsilcileri yer aldı.
Ersoy, görüşmenin ardından Hierapolis Antik Kenti’nde düzenlenen 17. İtalyan Arkeoloji Misyonları Sempozyumu’nun açılışına katıldı.
Kazı Başkanı Prof. Grazia Semeraro ve İtalya Kültür Bakanı Alessandro Giuli’nin konuşmalarının ardından Ersoy, Türkiye ile İtalya arasındaki bilimsel ve kültürel iş birliğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Hierapolis’te 70 Yıllık Çalışmalara Geleceğe Miras Katkısı
Ersoy, Hierapolis’teki buluşmanın Anadolu’da uzun yıllardır sürdürülen uluslararası bilimsel çalışmaların, Türkiye ile İtalya arasında güçlenen kültürel iş birliğinin ve Türkiye’nin arkeoloji alanında ortaya koyduğu yeni yaklaşımın önemli bir örneği olduğunu belirtti.
Antik çağda farklı toplulukları, inançları ve kültürleri bir araya getiren kentin bugün Türk ve İtalyan bilim insanlarını ortak bir bilimsel amaç etrafında buluşturduğunu söyleyen Ersoy, Hierapolis’te 70 yıl önce başlayan İtalyan kazı heyetinin çalışmalarına, Geleceğe Miras Projesi kapsamında Pamukkale Üniversitesinden bilim insanlarının da katkı sunduğunu ifade etti. Ersoy, bu birlikteliği arkeoloji alanında geliştirmeye çalıştıkları iş birliği modelinin güzel bir örneği olarak nitelendirdi.
Kazıdan Korumaya, Restorasyondan Toplumla Buluşmaya
Arkeolojinin artık yalnızca bir yapının veya buluntunun ortaya çıkarılmasından ibaret olmadığını vurgulayan Ersoy, kazıyla başlayan sürecin koruma, restorasyon, çevre düzenlemesi, ziyaretçi yönetimi, müzecilik, bilimsel yayın ve toplumla buluşma aşamalarıyla birlikte ele alındığını söyledi.
Bakanlığın temel yaklaşımını anlatan Ersoy, şunları kaydetti:
“Bir arkeolojik alanı ortaya çıkarmak kadar onu korumak, anlamlandırmak ve sürdürülebilir biçimde geleceğe taşımak da bizim sorumluluğumuzdur. Bu nedenle özellikle son yıllarda Türkiye arkeolojisinin ölçeğini ve çalışma temposunu önemli ölçüde artırdık. Türk bilim insanlarımızın yürüttüğü araştırmaları güçlendirirken, ülkemizde çalışan yabancı bilim heyetleriyle iş birliğini de daha kapsamlı ve daha kurumsal bir yapıya kavuşturuyoruz.”
İtalya ile Bilimsel Ortaklık Altı Kazı Alanını Aştı
İtalya’nın bu alandaki en köklü ortaklardan biri olduğunu belirten Ersoy, Arslantepe, Hierapolis, Uşaklı Höyük, Karkamış, Kınık Höyük ve Yumuktepe’de İtalyan bilim insanlarının başkanlığında altı arkeolojik kazı yürütüldüğünü söyledi.
Bu çalışmaların pek çoğunda Türk üniversitelerinden bilim insanlarının aktif görev aldığını belirten Ersoy, farklı araştırma geleneklerinin aynı sahada buluştuğunu ifade etti. Ersoy, Türk bilim heyetlerinin yürüttüğü çalışmalara da İtalyan araştırmacıların katıldığını, böylece bilimsel iş birliğinin bu altı kazı alanının ötesine taşındığını vurguladı.
Ersoy, uluslararası arkeolojik iş birliğine ilişkin yaklaşımını şu sözlerle anlattı:
“Uluslararası arkeolojik iş birliğini, ülkemizde birbirinden bağımsız çalışan yabancı ekiplerin faaliyetleri olarak değil; Türk arkeolojisinin bilimsel kapasitesini büyüten, bilgi ve deneyim paylaşımını artıran ve ortak koruma kültürünü geliştiren bir yapı olarak görüyoruz.”
Denizli’de Kazı ve Koruma Eş Zamanlı Yürütülüyor
Sempozyumun Denizli’de düzenlenmesini bu açıdan yerinde bulduğunu belirten Ersoy, kentin Türkiye’de arkeolojik ve kültürel miras araştırmalarının en yoğun sürdürüldüğü illerden biri olduğunu söyledi.
Ersoy, Aşağıseyit ve Beycesultan höyükleri, Ekşi Höyük, Kale-i Tavas, Laodikeia, Hierapolis, Tripolis, Kolossai ve Attouda’da farklı dönemleri ele alan bilimsel çalışmalar yürütüldüğünü aktardı. Türk-İslam Dönemi Mezar Taşları ve Kitabeleri Ulusal Envanter Projesi kapsamında Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait kültür varlıklarının belgelenmesine yönelik çalışmaların da sürdüğünü belirtti.
Pamukkale-Hierapolis’in kültürel ve doğal miras alanı olarak UNESCO Dünya Miras Listesi’nde, Laodikeia’nın ise UNESCO Dünya Miras Geçici Listesi’nde bulunduğunu hatırlatan Ersoy, bu durumu Denizli’nin potansiyelinin uluslararası göstergeleri arasında saydı.
Denizli’deki çalışmaların önemli bir bölümünde kazı ile korumayı eş zamanlı yürüttüklerini söyleyen Ersoy, Hierapolis’teki ziyaretçi karşılama ve çevre düzenleme çalışmalarını, Laodikeia’daki restorasyonları ve Tripolis’te planlanan koruma ve ziyaretçi düzenlemelerini örnek verdi. Ersoy, bu projelerin arkeolojik alanları bütün topluma açık, yaşayan kültür alanlarına dönüştürmeye hizmet ettiğini ifade etti.