İlk Öğünün Saati Neden Gündemde?
Yakın zamanda 40 yaş ve üzerindeki 31 binden fazla yetişkinin verileri kullanılarak gerçekleştirilen geniş kapsamlı bir çalışmada, günün ilk ve son öğün saatleri ile uzun dönemli sağlık sonuçları arasındaki ilişki incelendi. Bulgular, ilk öğününü daha geç saatlerde tüketen kişilerde tüm nedenlere ve kalp-damar hastalıklarına bağlı ölüm riskinin daha yüksek seyrettiğini gösterdi.
Ancak bu sonuçların “geç kahvaltı erken ölüme neden oluyor” şeklinde yorumlanmaması gerektiğinin altını çizen Uzm. Dyt. Gamze Akbaş İşbilir,
“Bu tür çalışmalar bize önemli ilişkiler gösterir ancak tek başına neden-sonuç ilişkisi kurmamızı sağlamaz. Geç saatte ilk öğün tüketen bir kişinin uyku düzeni, fiziksel aktivitesi, çalışma koşulları, mevcut hastalıkları ve genel beslenme alışkanlıkları da sonuçlar üzerinde etkili olabilir. Bu nedenle tek bir öğün saatinden hareketle kişinin sağlık riski hakkında kesin bir değerlendirme yapmak doğru değildir” ifadelerini kullanıyor.
Vücudumuzun Bir Beslenme Saati Var mı?
İnsan vücudu yaklaşık 24 saatlik döngüler halinde çalışan sirkadiyen ritme sahiptir. Uyku ve uyanıklığın yanı sıra hormon salınımı, vücut sıcaklığı, sindirim sistemi faaliyetleri ve enerji metabolizması da bu ritimle ilişkilidir.
Besin tüketimi de vücudun günlük ritmini etkileyen çevresel sinyallerden biridir. Özellikle yemek saatlerinin sürekli değişmesi, günün aktif bölümündeki öğünlerin ileri saatlere kayması ve gece geç saatlerde sık yemek yeme gibi alışkanlıklar, kişinin uyku ve yaşam düzeniyle birlikte değerlendirildiğinde metabolik ritim açısından önem taşıyabilir.
Uzm. Dyt. Gamze Akbaş İşbilir, “Burada amaç herkese aynı saati önermek değil. Asıl üzerinde durulması gereken nokta, kişinin günlük yaşamına uygun ve mümkün olduğunca düzenli sürdürülebilen bir beslenme ritmi oluşturmasıdır. Sabah uyandıktan sonra ilk öğünün sürekli öğleden sonraya bırakılması ya da gün içindeki öğünlerin büyük bölümünün gece saatlerine kayması, kişinin genel beslenme düzeniyle birlikte ele alınmalıdır” diyor.