Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, “Yarının Türkiye’si İçin” başlığıyla dört sayfalık bir açıklama yayımladı. 29 Temmuz 2026 tarihli açıklamada Türkiye’nin siyasal, hukuki, ekonomik ve kurumsal yapısına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Davutoğlu, partisinin yetkili kurulları ve yol arkadaşlarıyla yapılan istişareler sonucunda parti siyasetinden çekilme kararı aldığını duyurdu.
Davutoğlu, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Partimizin yetkili kurulları ve Gelecek Partisi’ni bugüne taşıyan dava arkadaşlarımızla yaptığımız istişareler neticesinde, kirlenmiş siyasi iklimin bir parçası olmamak amacıyla parti siyasetinden çekilme ve Gelecek Partisi’nin siyasi faaliyetlerini sonlandırma kararı almış bulunuyoruz.”
Kararın Türkiye’ye karşı sorumluluktan vazgeçmek anlamına gelmediğini belirten Davutoğlu, açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Bu, bir teslimiyet kararı değildir. Bu, ahlaki bir mesafe koyma kararıdır. Bu, siyasetten vazgeçiş değil; herkese, siyaseti yeniden düşünme çağrısıdır.”
Davutoğlu, kararın Türkiye mücadelesinden çekilmek değil, ülkeye karşı sorumluluğu günlük siyasi hesapların üzerine çıkarmak anlamına geldiğini ifade etti.
Açıklamasında 2028 seçimlerine doğru Türkiye açısından iki tehlikeli senaryo gördüğünü belirten Davutoğlu, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle birlikte kuvvetler ayrılığı ve denge-denetim mekanizmalarının zayıfladığını savundu.
Sistemin çoğulcu demokratik hukuk düzenini kalıcı bir otoriter yapıya dönüştürme riski taşıdığını belirten Davutoğlu, sorunun herhangi bir cumhurbaşkanının şahsından bağımsız olduğunu ifade etti.
Davutoğlu, şu çağrıda bulundu:
“Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e geçiş Türkiye için bir tercih değil zorunluluktur.”
Gücün tek elde toplanması, Meclis’in denetim yetkisinin zayıflaması, yargı bağımsızlığının tartışmalı hâle gelmesi ve bürokrasinin kişisel sadakat üzerinden şekillenmesinin devleti kırılganlaştırdığını savundu.
Davutoğlu, otoriterleşmenin yanı sıra yolsuzluk, gelir adaletsizliği, yasaklar ve hukuk ihlallerinin doğuracağı öfke üzerinden rövanşist bir karşı iktidarın ortaya çıkmasını da ikinci risk olarak gösterdi.
Açıklamada şu ifadeler yer aldı:
“Biz, bir otoriterliğin başka bir otoriterlikle; bir kayırmacılığın başka bir kayırmacılıkla, bir yolsuzluğun başka bir yolsuzlukla yer değiştirmesini değişim olarak görmüyoruz.”
Davutoğlu, Türkiye’nin ihtiyacını “rövanş değil adalet, tasfiye değil restorasyon, kutuplaşma değil toplumsal barış” sözleriyle tanımladı.
“KAPSAMLI BİR AHLAK, ZİHNİYET, KURUM VE SİYASET DEVRİMİ”
Açıklamada Yarının Türkiye’si için gerekli görülen temel şartlar şöyle sıralandı:
Davutoğlu, Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu değişimi “kapsamlı bir ahlak, zihniyet, kurum ve siyaset devrimi” olarak nitelendirdi.
YOLSUZLUK, HUKUK VE LİYAKAT ELEŞTİRİSİ
Davutoğlu, üniversitelerin ve bilim kurumlarının uluslararası rekabette gerilediğini, eğitim niteliği ile istihdam arasındaki uyumun gelişmediğini savundu.
Siyasi kutuplaşmanın ortak aidiyet bilincine zarar verdiğini belirten Davutoğlu; yolsuzluk, kayırmacılık ve hesap vermeme anlayışının ahlaki değerleri aşındırdığını ifade etti.
Yargıya siyasi müdahale algısı ve hukuk kurallarının kişilere göre farklı uygulanmasının adalete duyulan güveni sarstığını kaydeden Davutoğlu, milletvekili ve belediye başkanı transferleri ile kayyum uygulamalarına da tepki gösterdi.
“Milletvekili ve belediye başkanı transferleri ile kayyum uygulamalarının artık günlük siyasi pratikler hâline gelerek normalleşmesi, halkın sandıkta ortaya koyduğu iradeyi anlamsızlaştıran, demokrasi ahlakına ve millî irade kavramına vurulan büyük bir darbedir.”
Davutoğlu, AK Parti’de görev yaptığı dönem dâhil siyasi faaliyetlerini ahlak, liyakat ve dürüstlük temelinde yürüttüğünü belirtti.
Gelecek Partisi’nin 12 Aralık 2019’da, muhafazakâr siyasi birikimin yolsuzluklar, yasaklar ve yoksullukla anılır hâle gelmesini önlemek amacıyla kurulduğunu ifade etti.
Partinin siyasi baskılar, medya ambargoları, teşkilat binalarının mühürlenmesi, çalışanların işlerini kaybetmesi ve sosyal medya saldırılarıyla karşı karşıya kaldığını savunan Davutoğlu, buna rağmen sağlam bir siyasi duruş ortaya koyduklarını söyledi.
Davutoğlu, 2021’de üç muhafazakâr partinin ortak ittifak kurması için yoğun çaba gösterdiklerini ancak bu girişimin sonuçsuz kaldığını belirtti.
2023 seçimlerinin ardından Saadet Partisi, daha sonra ise Yeni Yol Partisi adı altında Meclis grubu kurduklarını hatırlatan Davutoğlu, hedeflerinin muhafazakâr partilerin mümkünse tek parti, mümkün değilse organik bir ittifak içinde birleşmesi olduğunu kaydetti.
Davutoğlu, siyasi süreç boyunca herhangi bir makam ya da kişisel pazarlık içine girmediklerini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Hiçbir makam talep etmedik. Hiçbir şahsi pazarlığa girmedik. Herkesin peşinden koştuğu mevkileri arkamızda bıraktık; fakat arkamızda kul hakkı ve kamu hakkı bırakmadık.”
Parti teşkilatlarının fedakârlıklarını anlatan Davutoğlu, başarıyı yalnızca iktidara gelmek olarak görmediklerini söyledi.
Davutoğlu, mücadelesinin herhangi bir makamla başlamadığı gibi bir parti tüzel kişiliğiyle de sona ermeyeceğini belirtti.
Bundan sonra düşünce, ahlak, eğitim, bilim, kültür, uluslararası diplomasi, ekonomi ve toplumsal dayanışma başta olmak üzere farklı alanlarda Türkiye için çalışmaya devam edeceğini açıkladı.
Davutoğlu açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Doğruyu teşvik edecek, yanlışa karşı uyarıcı sorumluluğumuzu sürdüreceğiz. Ve biz, Yarının Türkiye’si kuruluncaya kadar düşünmeyi, konuşmayı, uyarmayı ve milletimiz için çalışmayı sürdüreceğiz.”